SEYIR DEFTERI- 1919 | 42 dk | 107 mb
1995 yilinda ekrana gelen "Gölgedekiler" belgesel serisi içinde hazirlanan "Seyir Defteri-1919" belgeseli, 19 Mayis nedeniyle yayinliyoruz.
"Taka mi, transatlantik mi?
Konunun ciddiyetiyle bagdasmayabilir ama, ne yapayim ki ben ne zaman Bandirma Vapuru tartismasi açilsa hep o fikrayi animsiyorum:
Hani Bandirmaspor-Denizlispor futbol maçinda Bandirma taraftarlari "Bandirma... Bandirma..." diye tezahürat yaptikça karsi taraftan Denizlililer inatla bagiriyorlarmis:
"Bandiricez... Bandiricez..."
Yakin tarihimizin yanlis bir fotografla üretilen bir yalandan ibaret oldugunu iddia edenler, yanlis bir fotograf ortaya atip, alternatif bir "yalan tarih" üretme arayisina girdiler ve isin asli anlasilinca da hiç ses etmeden ortadan kayboldular.
Çünkü Mustafa Kemal'siz bir yakin çag Türk tarihi yazmaya çalismak hadi en hafif tabiriyle söyleyelim ayipti ve maça "Bandiricez" mantigiyla bakan bir fanatizmin izlerini tasiyordu. Sonunda Atatürkçü Düsünce Dernegi, yanlis fotografin izini sürerek isin aslini ortaya çikardi ve bu "Bandirma-Bandircez" inatlasmasi da böylece sona erdi.
* * *
Peki neydi bunca gürültünün anlami?
Neydi kanitlanmaya çalisilan "tarihi gerçek"?
"Mustafa Kemal Pasa'nin Samsun'a Padisah Vahdettin'in verdigi görevle gönderilmis olusu" mu?
Bunun böyle oldugunu anlamak için Nutuk'u bir kez dikkatle okumak yeterlidir. Atatürk, daha sonralari bu görevlendirmenin ayrintilarini Falih Rifki'ya uzun uzadiya anlatmistir.
"Gerçek" buysa, geminin kaç grostonluk oldugunu tartismanin ne önemi olabilir?
Vahdettin'in, Mustafa Kemal'e "Pasa, pasa... devleti kurtarabilirsin" dedigi ve bir de altin saat hediye ettikten sonra Samsun'a ugurladigi bilinirken, Bandirma'nin boyutlarini abartmak, hangi tarih tartismasina katki saglayabilir?
Tabii soruyu tersinden sormak da mümkün:
Mustafa Kemal'e verilen "görev", yöredeki ahalinin isyanini bastirmak oldugu halde, O'nun bunu tersine çevirip, ulusal direnisi basariyla örgütleyerek sonuçlandirdigi bir tarihsel gerçek iken, Bandirma'nin boyutlarini küçültmek ve O'nu zavalli bir tekneye indirgemek kime ne yarar saglayabilir ki?
Sevgili hocam Ahmet Taner Kislali ve konuya iliskin duyarliligini birkaç yaziyla ortaya koyan Hasan Pulur ne kadar itiraz etseler de kendi okul deneyimlerimden biliyorum ki Bandirma serüveninin orta ögrenim düzeyindeki karsiligi "pusulasi olmayan külüstür bir takanin, tecrübesiz bir kaptanla bir geceyarisi gizlice Karadeniz'e açilmasi"dir. "3 gün 3 gece süren bu macerali yolculuk sonunda Mustafa Kemal, Samsun'a çikmis ve milli mücadeleyi baslatmistir."
Oysa biraz kitap karistiran herkesin kolayca ögrenebilecegi gibi gemi pusulasiz degil, çift pusulalidir. Kaptani Ismail Hakki Bey'in o dönemde 28 yillik deniz deneyimi vardir. Gemi, yola çikmadan haftalarca önce bakima alinmistir. "Bir geceyarisi gizlice" degil, güpegündüz ve Saray'in bilgisi dahilinde yola çikmistir. Samsun'a çikan yalniz Mustafa Kemal Pasa degildir. Yaninda 18 silah arkadasi vardir. Ve daha önceden Anadolu'ya geçen komutanlarin da öncülügünde Anadolu'da milli mücadele çoktan baslamis, yerel kongreler, Cumhuriyet ilan edecek kadar iddiali bir savasa girismislerdir.
Bunlari bilmek, Mustafa Kemal'in Kurtulus Savasi'ndaki lider rolünün önemini azaltir mi? Elbette ki hayir.
Sadece, ülkemizin tarihini daha saglikli bir çerçeveye oturtmamiza katki saglar.
Simdi denilecektir ki, "bunlarin bilinmesine, ögretilmesine bir engel yok ki..." O halde, lütfen söyler misiniz, neden Bandirma Vapuru'nu kelle koltukta Samsun'a ulastiran Ismail Hakki Kaptan bütün yasamini "kendisinin gemiyi pusulasiz yola çikaracak kadar deneyimsiz bir kaptan olmadigini, Karadeniz'i de avucunun içi gibi bildigini" anlatmaya çalisarak geçirmistir? Neden 1940 yilinda yasama veda ederken yakinlarina "Sizlerden son istegim Bandirma Vapuru'yla ilgili gerçekleri herkese anlatmanizdir" diye vasiyet etmistir?
* * *
Söylemek istedigim su:
"Bandiricez" inatlasmalarina karsi Bandirma'yi savunacagiz derken, ulusal mücadeleye omuz vermis insanlari, kaptanlari, gemileri önemsizlestirirsek yalnizca tarihe degil, Mustafa Kemal'e de haksizlik etmis oluruz.
Keske okulda bize "Atatürk yoktu/ düsmanlar çoktu/ Atatürk geldi/ düsmani yendi" sarkilari yerine düsmanin yenilisinin ayrintili tarihini anlatsalardi. Keske Erzurum ve Sivas'tan önce de ulusal kongreler toplandigini, Mustafa Kemal'den önce de Anadolu'ya geçen komutanlar oldugunu ögrenmis olsaydik, Mustafa Kemal'e saygimiz, sevgimiz azalir miydi?
Kesinlikle hayir...
Ama öyle olsaydi, karsimiza Bandirma diye bir transatlantik resmi çikardiklarinda "Bunun ne önemi var ki" derdik, "O ve arkadaslari Vahdettin'in verdigi görevi tersine çevirmeyi ve halkin isyanini bir potada eritmeyi basardilar. Böyle bir basariya ancak sapka çikarilir... Gittikleri geminin grostonu ne olursa olsun..."
Can Dündar (20.05.1995) "